Kayahan’ın vefatından yıllar sonra yeniden alevlenen miras ve telif tartışmaları, sanat dünyasının acı bir gerçeğini yüzümüze vuruyor. Ölümsüz eserler, mahkeme salonlarında nasıl yıpratılıyor?
1 Mayıs 2026. Büyük ustaları kaybettikten sonra genellikle geriye ölümsüz şarkılar, gözyaşları ve maalesef, hiç bitmeyen miras davaları kalıyor. Türk pop müziğinin en romantik kalemlerinden biri olan Kayahan’ın 3 Nisan 2015’teki vefatının ardından ailesi arasında başlayan telif ve miras çekişmesi, 2026 yılında yeni bir boyut kazanarak tekrar gündeme oturdu. Vora olarak, meselenin kimin haklı olduğuna dair hukuki tarafını yargıya bırakıyor; ancak bu tür “miras savaşlarının” sanatçının kültürel mirasına ve dinleyici belleğine verdiği zararı masaya yatırıyoruz.
Kayahan Mirasında Son Durum: İddialar ve Cevaplar
Konuyu hukuki polemiklere girmeden, tarafların resmi açıklamalarıyla özetleyelim:
- Beste Açar, babasının şarkı teliflerinin sahte bir imzayla İpek Açar Kömürcü’ye devredildiğini iddia ediyor.
- Beste Açar, özel bir kriminal bürodan aldığı rapora dayanarak belgelerdeki imzaların taklit olduğunu öne sürüyor.
- İpek Açar cephesinden ise Kayahan’ın 20 yıllık avukatı Özal Oğuz aracılığıyla çok net bir yalanlama geldi.
- Avukat Oğuz, bu iddiaların ilk kez gündeme gelmediğini, 2015 yılında Beste Açar’ın aynı iddialarla dava açtığını ancak resmi bilirkişi raporlarıyla imzaların Kayahan’a ait olduğunun kanıtlandığını belirtiyor.
- Yapılan miras paylaşım sözleşmesine göre eser gelirlerinin 2/8’inin İpek Açar’a, 3/8’inin Aslı Gönül’e ve 3/8’inin Beste Açar’a paylaştırıldığı açıklandı.
- Hatta İpek Açar’ın, Kayahan’ın kızlarının mirastan daha fazla pay alabilmesi için evlilik birliğinden doğan %50 yasal mal rejimi hakkından vazgeçtiği vurgulandı.
Sanatın Metalaşması ve Yıpranan Hatıralar
Bu kriz, sadece Kayahan’ın ailesine özgü değil. Geçmişte Cem Karaca, Barış Manço, Müslüm Gürses hatta Zeki Müren gibi birçok dev ismin ardından benzer telif ve miras tartışmalarına şahit olduk. Peki, bu durum kime zarar veriyor?
1. Dinleyicinin Romantizmine İhanet: Kayahan, şarkılarında hep “Yemin Ettim”, “Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi”, “Odalarda Işıksızım” diyerek maddiyattan uzak, pürüzsüz bir aşk ve sevgi dünyası inşa etti. Dinleyici o şarkıları dinlerken bu saf duyguya inanır. Ancak sanatçının vefatından sonra şarkıların “MESAM belgeleri”, “kriminal raporlar” ve “hisse oranları” ile anılması, dinleyicinin o şarkıyla kurduğu masum bağı zedeler. Sanat, adliye koridorlarında metalaşır.
2. Telif Hakkının Ticari Silaha Dönüşmesi: Telif hakları, sanatçının emeğini korumak içindir. Ancak varisler arasındaki savaşlar, bu hakları bir tür “ticari silaha” dönüştürüyor. Eserlerin kullanımı kısıtlanıyor, projeler iptal ediliyor ve en nihayetinde sanatçının yeni nesillere ulaşması engelleniyor.
3. Hatıranın Değersizleşmesi: Büyük bir sanatçı dünyadan ayrıldığında, arkasında bıraktığı şey sadece banka hesapları veya gayrimenkuller değil, bir ulusun hafızasıdır. Varislerin, bu hafızayı korumak yerine kamuoyu önünde suçlamalarla birbirine girmesi, magazinin o acımasız dişlileri arasında sanatçının saygınlığını öğütür.
Vora’nın Son Sözü: Şarkılar Kimindir?
Hukuken telif hakları varislerin olabilir. Ancak manevi olarak o şarkılar, ilk bestelendiği an Kayahan’dan çıkmış ve o şarkılarla aşık olan, o şarkılarla ağlayan milyonlarca insanın olmuştur.
Bizler, “siyah beyaz fotoğraflarda kalan” o naif duyguları sevdik. Aile içindeki maddi çekişmelerin, bu devasa kültürel mirasa daha fazla gölge düşürmemesi, ustalara borcumuzdur. Çünkü para kazanılır, miras paylaşılır; ama bozulan bir hatıra bir daha asla tamir edilemez.

