People dergisi, Bridgerton ve Wicked yapımlarıyla tanınan aktör Jonathan Bailey‘i ‘Yaşayan En Seksi Erkek’ ilan etti. Bailey, bu unvanı alan ilk açık kimlikli eşcinsel birey olabilir.
People dergisi, her yıl kamuoyunda büyük ilgi uyandıran ‘Yaşayan En Seksi Erkek’ unvanının bu yılki sahibini belirledi. İngiliz aktör Jonathan Bailey, derginin kapağında bu yılın kazananı olarak yer aldı. Bailey, özellikle Netflix dizisi Bridgerton ve yakında gösterime girecek Wicked müzikalinin film uyarlamasındaki rolleriyle biliniyor.
Bu seçimin, dergi tarihinde önemli bir dönüm noktası olabileceği belirtiliyor. Bailey‘nin, People dergisi tarafından bu unvan verilen, cinsel yönelimini kamuya açık bir şekilde yaşayan ilk eşcinsel erkek olduğu düşünülüyor. Bailey, Jimmy Fallon‘un sunduğu gece şovuna katılarak bu unvanın kendisi için “hayatının onuru” anlamına geldiğini belirten ifadeler kullandı.
Dergi Sektörü ve Seçim Kriterleri
People dergisinin bu yıllık seçimi, genellikle popüler Hollywood yıldızları arasından yapılıyor. Bu durum, bazı çevrelerce itfaiyeciler veya veterinerler gibi farklı meslek gruplarından kişilerin göz ardı edildiği yönünde yorumlanıyor.

Sektörel analizler, bu tür popüler unvanların, ekonomik zorluklar yaşayan dergi endüstrisine dikkat çekmek için stratejik bir hamle olabileceğini öne sürüyor. People dergisinin bağlı olduğu People Inc. şirketinin sahibi, Barry Diller’ın yönetimindeki IAC (InterActiveCorp) şirketidir. People Inc., geçtiğimiz ay çalışanlarının yüzde 6’sını işten çıkardığını duyurmuştu.
Unvanı Devreden İsim: John Krasinski
Jonathan Bailey‘nin bu unvanla birlikte “doldurması gereken büyük ayakkabılar” olduğu ifade edildi. Bu ayakkabıların sahibi, 2024 yılının ‘En Seksi Erkeği’ seçilen ABD‘li aktör John Krasinski idi.
Önceki yılın kazananı unvanını kaybettiğinde “toplumdan dışlanmıyor”, sadece “seksilik hiyerarşisinde” bir alt sıraya gerilemiş oluyor. Krasinski, Amazon platformunda dört sezon süren Jack Ryan dizisindeki rolüyle tanınıyor. Aktörün, Paramount markasına ait bu karakteri, serinin altıncı filminde tekrar canlandırması bekleniyor. (İnternet kaynaklarından biri olan Wikifeet, Krasinski‘nin ABD standartlarına göre 12 numara ayakkabı giydiğini belirtiyor.)
Ödülün Bir Bedeli Var mı?
Bu prestijli unvanın maliyeti veya kazanan kişiye herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı konusu sıkça gündeme geliyor. People dergisinin Özel Entegre Projeler İcra Direktörü Andrea Lavinthal, bu konuya açıklık getirdi.
Lavinthal, hem derginin unvanı alan kişiye hem de unvanı alan kişinin dergiye herhangi bir ödeme yapmadığını kesin bir dille ifade etti. Bu durum, ‘En Seksi Erkek’ unvanını, Hollywood Şöhret Yürüyüşü‘ndeki bir yıldız (maliyeti yaklaşık 85.000 Dolar) veya ABD başkanlık kütüphaneleri (maliyetleri 1 milyar Dolar‘a yaklaşabiliyor) gibi diğer sembolik değerlerden ayırıyor.
Criteria Kriterler Sadece Görünüş Değil
People dergisi editörleri, seçim sürecinde sadece fiziksel görünümün belirleyici olmadığını vurguluyor. Editörler, adayların “sadece dış görünüşlerine göre” değerlendirilmediğini belirtiyor.
Geçmiş yıllarda Michael B. Jordan‘ın siyasi aktivizmi nedeniyle listeye dahil edilmesi bu duruma örnek olarak gösteriliyor. Bu yaklaşım, unvanın sadece fiziksel çekiciliği değil, aynı zamanda adayın toplumsal duruşunu ve karakterini de yansıtmayı amaçladığını gösteriyor.
Diğer Kategoriler ve Geçmişe Bakış
Ana unvanın yanı sıra, okuyucuların tercihleriyle belirlenen farklı kategoriler de duyuruldu. Bu kategoriler arasında “Spordaki En Seksi Yeni Baba” unvanı Christian McCaffrey‘e giderken, “En Seksi Kedi Babası” unvanını ise Dave Franco kazandı.
Mizahi bir dille, bu unvanın Grammy “En İyi Yeni Sanatçı” ödülü veya İngiltere‘deki “York Dükü” unvanı gibi bir “lanet” taşıyıp taşımadığı da tartışılıyor. Bu “lanetin”, kazananların da herkes gibi boşanma, başarısız projeler, saç dökülmesi ve nihayetinde ölüm gibi hayatın olağan gerçekleriyle yüzleşecekleri anlamına geldiği ifade ediliyor.
Geçmişe bakıldığında, Brad Pitt‘in bu unvanı ilk kez 1995 yılında kazandığı görülüyor. Bu tarih, ABD hukuk tarihinde “Eldiven uymazsa, beraat etmelisiniz” (If it doesn’t fit, you must acquit) sloganının ünlü olduğu yıla denk gelmesiyle de hatırlanıyor.

