Türk sineması, son yılların en iddialı ve en yıldızlı projelerinden biriyle salonları dolduruyor. Başrollerinde usta aktör Haluk Bilginer ve yeni nesil mizahın bayrak taşıyıcısı Feyyaz Yiğit‘in yer aldığı Yan Yana filmi, kağıt üzerinde kusursuz bir gişe canavarı gibi duruyor.
Yapımcılar bu proje için hiçbir masraftan kaçınmamış. Türkiye’nin ilk IMAX filmi etiketiyle pazarlanan, dev bütçeli, dev kadrolu ve garantili bir senaryoya sahip bir iş var karşımızda. Ancak ışıklar sönüp film başladığında, sinemaseverlerin zihninde tek bir soru beliriyor: Biz bu filmi daha önce izlememiş miydik?
Cevap ne yazık ki evet. Hem de defalarca.
Vora olarak, vizyondaki Yan Yana filmini, ilham aldığı (veya kopyaladığı) orijinal eserle ilişkisini, afişlerinden senaryosuna kadar sirayet eden o garantici tavrı ve Türk sinemasının remake kültürünü mercek altına alıyoruz.
1. Bölüm: Uyarlama Değil, Fotokopi Sineması
Sinema tarihinde başarılı uyarlamalar her zaman vardır. Bir hikayeyi alırsınız, onu kendi kültürünüzün kodlarıyla yoğurur, coğrafyanızın dertleriyle harmanlar ve ortaya tanıdık ama yepyeni bir eser çıkarırsınız.
Ancak Yan Yana, bu yaratıcı süreçten ne yazık ki nasibini alamamış görünüyor. Film, Fransız sinemasının 2011 yapımı kült eseri The Intouchables, Türkiye’de bilinen adıyla Can Dostum filminin neredeyse sahne sahne çekilmiş bir kopyası.
Orijinal filmde François Cluzet ve Omar Sy’ın canlandırdığı o efsanevi dostluk, burada Haluk Bilginer (Refik) ve Feyyaz Yiğit (Ferruh) ikilisine emanet edilmiş. Ancak sorun şu ki, senaryo yerelleşirken ruhunu kaybetmiş. Orijinalindeki sınıfsal gerilimler ve kültürel çatışmalar, burada yerini daha yüzeysel şakalara ve derinleşmeyen bir olay örgüsüne bırakmış.
Bir filmi yeniden çekmek riskli bir iştir. Ancak o filmi, orijinalinin başarısına sırtını dayayarak, üzerine hiçbir yeni söz eklemeden çekmek, sinema sanatına yapılmış bir haksızlıktır. 2025 yılında Türk sineması, artık kendi hikayelerini anlatabilecek olgunluktayken, hala 14 yıl önceki bir Fransız filminin şablonuna sığınmak, sektördeki yaratıcılık krizinin en somut delilidir.
2. Bölüm: Afişlerdeki İkiz Kardeşlik
Bu kopyacılık vizyonu sadece senaryo matematiğinde değil, filmin vitrini olan afiş tasarımında bile kendini gösteriyor. Bu durum, yapımcıların risk almaktan ne kadar korktuğunun görsel bir kanıtı.
Orijinal Can Dostum (The Intouchables) afişini hatırlayın. Tekerlekli sandalyedeki aristokrat adam ve arkasındaki bakıcısı, hayata meydan okuyan, içten ve doğal bir kahkahayla gülmektedir.

Şimdi Yan Yana filminin afişine bakın. Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit, orijinalindekiyle birebir aynı açıda, aynı kompozisyonda ve hatta aynı dozajdaki abartılı kahkahayla poz veriyor. Afişteki boğaza takılan fular atkı bile birebir aynı.
Bu görsel tercih, tesadüf olamaz. Bu, izleyiciye bilinçaltında şu mesajı veriyor: O sevdiğiniz filmin aynısını, sizin sevdiğiniz oyuncularla çektik. Gelin ve aynı duyguları garantili olarak tüketin. Bu strateji gişede işleyebilir ama filmin sanatsal değerini ve özgünlük iddiasını daha en baştan zedeliyor.

3. Bölüm: Oyunculukların Gücü ve Senaryonun Zafiyeti
Filmin en güçlü yanı, tartışmasız oyuncu kadrosu.
Haluk Bilginer, sadece boynundan yukarısını kullanabildiği Refik rolünde, oyunculuğun bedensel hareketlerden ibaret olmadığını, bir bakışla veya mimikle koca bir ömrün ağırlığının anlatılabileceğini gösteriyor. O, her zamanki gibi ders niteliğinde bir performans sergiliyor.
Feyyaz Yiğit ise filmin enerji kaynağı. Kendi yazdığı ve oynadığı Gibi dizisindeki o kendine has, absürt ve detaycı mizah tonunu bu filme de taşımış. Seyirciyi güldüren, salonu hareketlendiren anların mimarı o.
Ancak burada bir ton uyuşmazlığı ortaya çıkıyor. Haluk Bilginer dramatik ve gerçekçi bir tonda oynarken, Feyyaz Yiğit daha karikatürize ve skeç vari bir tonda kalıyor. İki oyuncu da kendi alanında çok iyi olsa da, film bu iki farklı dünyayı organik bir şekilde birleştiremiyor. Sanki iki farklı film aynı anda perdede oynuyor gibi bir his uyandırıyor.
4. Bölüm: IMAX Etiketi Bir Pazarlama Harikası mı?
Filmin en çok konuşulan özelliklerinden biri de Türkiye’nin ilk IMAX filmi olması. Bu, teknik açıdan takdir edilmesi gereken bir vizyon. Ancak içerik açısından sorgulanmaya muhtaç.
IMAX teknolojisi, genellikle görsel ihtişamı olan, devasa manzaraların, uzay boşluklarının veya büyük aksiyon sekanslarının olduğu filmler için tercih edilir. Yan Yana gibi, temelde iki kişi arasındaki diyaloglara ve iç mekanlara dayalı bir dramedi filmi için IMAX formatı, bir ihtiyaçtan çok bir pazarlama kası gibi duruyor.
Devasa perdede, yüksek çözünürlüklü bir salonda, iki adamın oturma odasındaki sohbetini izlemek, sinemasal deneyimi ne kadar yukarı taşıyor? Bu sorunun cevabı tartışmalı. Teknik yatırımın büyüklüğü, hikayenin küçüklüğüyle tezat oluşturuyor.
5. Bölüm: Sosyal Meselelere Steril Bakış
Orijinal film Can Dostum, göçmen sorunu, sınıf farkı ve engellilik gibi konulara, mizahla karışık ama sert bir yerden dokunuyordu. Yan Yana ise bu konuları Türk usulü bir yumuşatmayla ele alıyor.
Sınıf farkı, Türkiye’nin en can yakıcı gerçeklerinden biriyken, filmde bu durum masalsı bir uzlaşıyla geçiştiriliyor. Zengin ve fakir arasındaki o kalın duvarlar, birkaç espri ve iyi niyet gösterisiyle yıkılıyor. Bu yaklaşım, filmi izlemesi kolay, “iyi hissettiren” (feel-good) bir yapıya soksa da, gerçeklikten ve derinlikten uzaklaştırıyor.
Engellilik temsili ise, yine o klasik ilham pornosu tuzağına düşüyor. Engelli bireyin yaşadığı varoluşsal sancılar, toplumsal izolasyon ve fiziksel zorluklar, filmin mizah sosu altında eriyip gidiyor.
Vora’nın Son Sözü: Garantici Sinemanın Zirvesi
Yan Yana filmi, kötü bir film değil. Prodüksiyon kalitesi yüksek, oyuncuları yetenekli ve izleyiciye vaat ettiği o duygusal-komik karışımı sunuyor.
Ancak Vora perspektifinden bakıldığında, bu film Türk sinemasının cesaret eksikliğinin bir anıtı gibi duruyor. Elinizde Haluk Bilginer gibi bir değer, Feyyaz Yiğit gibi bir zeka ve IMAX gibi bir teknoloji varken, neden 14 yıl önceki bir Fransız filminin kopyasını çekersiniz?
Cevap basit: Garanti.
Yapımcılar, risk alıp özgün bir hikaye anlatmak yerine, dünya çapında başarısı kanıtlanmış bir formülü, afişine kadar kopyalamayı tercih etmiş.
Eğer Can Dostum filmini hiç izlemediyseniz, Yan Yana sizin için yılın en keyifli filmlerinden biri olabilir. Ama sinemada özgünlük ve yenilik arayanlar için, bu film parlak ambalajlı bir tekrardan ibaret.

