Dönüp geriye baktığımızda, 21. yüzyılın bu ilk çeyreğini nasıl tanımlayacağız? Tarihçiler muhtemelen Kalıcı Kriz Çağı diyecekler.
Peki, bu kalıcı kriz ne zaman başladı? Neden Türkiye‘de de, dünyada da kuyruğumuzu doğrultamadık hissiyatı bu kadar baskın?
Pek çok sosyolog ve tarihçi için, o uğursuzluk anı, o kırılma noktası, tek bir güne, tek bir ana ait: 11 Eylül 2001. İkiz Kulelere yapılan saldırı, sadece iki binayı değil, 1990’ların o iyimser dünyasını da yıkan sembolik bir milattı.
Atatürk‘ün Ankara‘yı başkent yapması gibi kurucu eylemlerin aksine, 11 Eylül yıkıcı bir eylemdi. O günden sonra dünya, Türkiye de dahil olmak üzere, bir daha asla tam olamadı. O gün, 21. yüzyılın Güven Çağı’nın bittiği, Korku Çağı’nın başladığı gündü.

İşte o günden bugüne, Türkiye ve dünyayı sarsan ve bizi 2025’in bu yorgun ruh haline getiren o domino taşlarının kronolojisi.
1. Perde: 90’lar İllüzyonu ve Kırılma Anı (1990-2001)
11 Eylül’ü milat yapan şey, 1990’ların ne kadar iyimser olduğudur. Sovyetler Birliği yıkılmış, Soğuk Savaş bitmişti. Francis Fukuyama, Tarihin Sonunu ilan etmiş, liberal demokrasi nihai zaferini kazanmış gibi görünüyordu. İnternet, dünyayı küresel bir köy yapma vaadiyle geliyordu.
Türkiye‘de ise, tüm siyasi çalkantılara rağmen, Batı’ya dönük, Avrupa Birliği hayali kuran, pop müziğin patladığı renkli bir on yıldı.
Kırılma (11 Eylül 2001): O uçaklar İkiz Kuleler‘e çarptığında, sadece binaları değil, o iyimser illüzyonu da yıktı. Güvenlik, özgürlüğün önüne geçti. Korku, küresel siyasetin yeni para birimi oldu.
2. Perde: Domino Taşları Devriliyor (2001-2011)
11 Eylül’ün açtığı o kutu, dünyayı hızla geri dönülmez bir yola soktu.
Domino 1: Terörle Savaş ve Afganistan (Ekim 2001) Batı’nın korkusu, öfkeye dönüştü. ABD önderliğindeki Afganistan işgali, terörü bitirmek için başlatıldı ama 20 yıl sürecek bir bataklığa dönüştü.

- Türkiye Etkisi: Türkiye, bir NATO müttefiki olarak, kendini terörizmle ve radikal İslamla arasına sert bir çizgi çekmek zorunda hissetti. Afganistan‘a asker gönderdi. Bu, Türkiye‘nin Doğu ile Batı arasındaki o hassas köprü rolünün ne kadar tehlikeli olduğunu hatırlatan ilk sarsıntıydı.
Domino 2: Irak’ın İşgali (Mart 2003) 11 Eylül’ün intikamının ikinci adımı, kitle imha silahları yalanıyla Irak‘ın işgali oldu. Bu, Ortadoğu‘nun cehenneme dönmesinin ilk adımıydı. Saddam Hüseyin devrildi, ancak yerine istikrarsızlık, mezhep savaşı ve (daha sonra IŞİD‘i doğuracak olan) bir kaos ortamı geldi.
- Türkiye Etkisi (1 Mart Tezkeresi): Bu, Türkiye için ilk büyük kırılmaydı. TBMM‘nin ret kararı, ABD ile ilişkileri tarihi bir krize soktu. Türkiye, Batı ittifakı içindeki sorgulayan pozisyonuna geri döndü. Daha da önemlisi: Irak‘ın kuzeyindeki otorite boşluğu, terör örgütlerinin yeniden filizlenmesi için mükemmel bir zemin yarattı.
Domino 3: Küresel Finansal Kriz (2008) Dünya güvenlik kriziyle boğuşurken, sistemin kalbi durdu. Lehman Brothers‘ın batışıyla başlayan 2008 Krizi, kapitalizmin ve küreselleşmenin o parlak vaatlerinin yalan olduğunu gösterdi. Milyonlarca insan işsiz kaldı, Batı’nın orta sınıfı çöktü ve sisteme olan güven telafisi imkansız bir yara aldı.
- Türkiye Etkisi: Türkiye, bu krizi teğet geçtiğini sansa da, aslında 2025‘teki çöküşün temelleri o gün atıldı. Batı‘nın sıfır faizle piyasaya sürdüğü o ucuz ve bol para (sıcak para), Türkiye‘ye aktı. Bu borçlu para, üretim yerine inşaata ve tüketime dayalı sahte bir refah dönemi yarattı. Bu balon, 2018’den sonra patlayacaktı.
3. Perde: Geri Dönüşü Olmayan Yol (2011-2025)
Domino 4: Arap Baharı ve Suriye Felaketi (2011) 2008 krizinin yarattığı ekonomik öfke, Ortadoğu‘da siyasi bir isyan olarak patladı. Tunus, Mısır, Libya… Demokrasi umuduyla başlayan Arap Baharı, Suriye‘de, 11 Eylül’ün çocukları olan IŞİD gibi terör örgütlerinin de dahil olduğu, vekalet savaşları cehennemine dönüştü.

- Türkiye Etkisi (Kırılma Noktası): Bu, Türkiye‘nin kaderini değiştiren olaydır. Suriye‘deki açık kapı politikası, Türkiye tarihinin en büyük demografik değişimini tetikledi. Gayri resmi rakamların 10 milyonu aştığı iddia edilen Suriyeli ve binlerce kilometre uzaktan gelen Afgan sığınmacı akını, Türkiye‘nin sosyal dokusunu geri dönülmez bir şekilde değiştirdi. Bu istila (halkın hissettiği şekliyle) algısı, Batı‘nın gözünde Türkiye‘yi Avrupalı bir adaydan, kontrolsüz bir sığınmacı merkezine dönüştürdü.
Domino 5: Otoriterleşme ve Popülizm Dalgası (2016) 2008’in ekonomik krizi ve 2011’in göç krizi, Batı‘da öfkeyi doğurdu. Küreselleşme karşıtlığı, yabancı düşmanlığı ve milliyetçilik yükseldi. Brexit (İngiltere’nin AB’den ayrılması) ve Donald Trump‘ın (ABD Başkanı) seçilmesi, liberal düzenin bittiğini ilan etti.
- Türkiye Etkisi (15 Temmuz 2016): Türkiye, küresel trende paralel olarak, kendi en karanlık gecesini yaşadı. 15 Temmuz Darbe Girişimi, Türkiye toplumu için ikinci bir 11 Eylül travmasıydı. Bu travmanın ardından gelen olağanüstü hal (OHAL), hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumlar üzerindeki baskı, Türkiye‘nin Avrupa rotasından anti-demokratik bir yola saptığı algısını pekiştirdi.
Domino 6: Pandemi ve Ekonomik Çöküş (2020 – …) Dünya eve kapandı. COVID-19, küresel tedarik zincirlerini kırdı, izolasyonu ve dijital bağımlılığı artırdı.
- Türkiye Etkisi: Pandeminin ekonomik darbesi, Türkiye‘nin 2008’den beri biriktirdiği o balonu patlattı. 2018’den bu yana devam eden ve bir türlü düşmeyen o enflasyonist ortam, pandemi ve Ukrayna Savaşı (2022) ile bir hiper-enflasyon sarmalına dönüştü.
4. Perde: 2025 – Neden “Kuyruğumuzu Doğrultamıyoruz”?
Ve Kasım 2025‘te buradayız.
O uğursuzluk dediğimiz şey, aslında 11 Eylül 2001’de başlayan, korku, savaş, finansal açgözlülük, göç ve otoriterleşmeden oluşan, 24 yıllık kesintisiz bir domino etkisidir.

Türkiye‘nin kuyruğunu doğrultamaması ise, bu küresel fırtınaların hepsini merkezinde ve en şiddetli şekilde yaşamış olmasındandır.
2025 Türkiye‘sinin manzarası, bu 24 yılın acı bir özetidir:
- Sosyal Doku: 10 milyondan fazla sığınmacının yarattığı demografik ve kültürel gerilim.
- Ekonomi: Enflasyonist ortamda eriyen alım gücü.
- Güvenlik: Ekonomik çöküşün tetiklediği, suçun ve suçluların sokaklarda cirit attığı, cinayet, tehdit, dolandırıcılık ve taciz gibi suçların normalleştiği bir toplumsal çürüme.
- İtibar: Avrupa‘nın vize duvarı ile kanıtlanan, Batı‘dan anti-demokratik ve Ortadoğulu bir ülke olarak algılanarak kopuş.
Vora.com.tr’den Not: 11 Eylül 2001, sadece ABD‘ye yapılmış bir saldırı değildi. O, kurallara dayalı bir dünyanın sonuydu. O günden beri, kural tanımayan, kaotik bir dünyada hayatta kalmaya çalışıyoruz.
Türkiye‘nin Kasım 2025‘teki yorgunluğu, 24 yıldır aralıksız devam eden bu fırtınanın tam merkez üssünde durmaktan kaynaklanıyor. Kuyruğumuzu doğrultamadık, çünkü fırtına henüz dinmedi.

