Abone Ol ve Güncelle
Girişimcilik ve ilham hikayelerinden haberdar olun.
Yazar: VORA
Türkiye’nin dijital gündemi, sosyal medya fenomeni Yasemin Arı’nın “lüks parfüm” koleksiyonunu tanıtırken sarf ettiği o “olay” sözle sarsıldı: “Fakirlerle aynı kokmak istemiyorum.”
“The Brutalist”, bir film değil; o, “izleyiciye teslim olmayan”, sizi içine çeken, rahatsız eden ve bittiğinde “değişmiş” olarak bırakan fiziksel bir “deneyim”. Brady Corbet’in (The Childhood of a Leader, Vox Lux gibi rahatsız edici filmlerin dahi yönetmeni) “ustalık eseri” (magnum opus) olarak kabul ediliyor.
Brand Finance Global Soft Power Index 2025 verilerini ve son bir yılda yaşanan politik çalkantıları temel alan, Güney Kore’nin o “parlak” yükselişini ve “kırılgan” geleceğini analiz eden detaylı bir portre.
2024’ün son çeyreğinde, küresel sinema sahnesi Hindistan’dan gelen bir “kasırga” ile sarsıldı. Bu kasırganın adı: “They Call Him OG” (Türkçe adıyla “Ona OG Derler”). Hint sineması denince aklınıza hâlâ sadece rengarenk danslar ve naif aşk hikayeleri (Bollywood) geliyorsa, “Güney”den, yani Telugu (Tollywood) endüstrisinden gelen bu “stilize şiddet” başyapıtı, tüm önyargılarınızı yıkmak için burada. Bu film Türkiye’deki sinemaseverler için neden hâlâ bu kadar “ilgi çekici”? Çünkü bu devasa Hint filmi, “efsanevi” gangsterinin hikayesinin en kilit anlarını, İstanbul’un kalbinde, Galata’nın ve Sultanahmet’in sokaklarında anlatıyor. Peki, “They Call Him OG” nasıl bir film? Sadece “aksiyon” mu vaat ediyor? İzlemeye değer mi? Hangi tarzı…
Moda ve lüks dünyası, Türkiye’den gelen, “tarihi” olarak nitelendirilebilecek bir haberle çalkalanıyor: Küresel bir “ikon”, “süperstar” ve “pop kültürü imparatoru” olan Jennifer Lopez, Zen Pırlanta’nın yeni marka elçisi oldu. Bu, bir “ünlü iş birliğinden” çok daha fazlası. Bu, Türkiye’nin lüks pazarındaki “cam tavanı” kıran, “Marka Türkiye” algısı için “stratejik” bir “satranç hamlesi”. Peki, nasıl oldu da Avrupa’nın en büyük pırlanta üreticilerinden biri, rotasını J.Lo gibi “ulaşılmaz” görünen bir yıldıza çevirdi? Zen Pırlanta Türk markası mı? Kime ait? Ve en önemlisi, bu devasa anlaşma Türkiye açısından neden bu kadar “güzel bir gelişme”? Vora olarak, bu “parlak” hamlenin arkasındaki “merak edilen soruları”…
Sabahattin Ali, 1928-1930 yılları arasında, “Raif Efendi” gibi, “devlet bursuyla” dil öğrenmek için Almanya’ya (Berlin ve Potsdam) gönderildi. O da Raif gibi “içedönük”, “melankolik”, sanata (özellikle resme) düşkün ve “romantik” bir gençti.
İlk buluşmalar, bir “performans” sahnesidir. Herkes, “en iyi” versiyonunu sunar. Ve bir insan, en iyi halindeyken bile size “kötü” sinyaller veriyorsa, bu bir “işaret” değil, “alevli bir tabela”dır.
Mustafa Kemal Atatürk, 1930 yılında, o falezlerin üzerinde durup Akdeniz’e ve arkasındaki Toros zirvelerine baktığında, o meşhur ve iddialı cümlesini kurmuştu: “Hiç şüphesiz ki Antalya, dünyanın en güzel yeridir.”
Seda Sayan 7, Sezen Aksu 4, Mehmet Ali Erbil 5 evlilik… Ünlüler neden “yeniden denemekten” korkmuyor? Boşanmalar rekor kırarken ve bizler “tek bir” imzadan bile kaçarken, onların bu “seri evlilik” fenomeninin altındaki “adrenalin bağımlılığı”, “narsisizm” ve “kolay çıkış” psikolojisini Vora için masaya yatırdık.
Borsada neden hep kaybediyoruz? Küçük yatırımcı, ABD’li yatırımcının aksine “büyüme” için değil, “enflasyondan kaçmak” için BİST’e giriyor. Türk yatırımcının “panik” ve “tüyo” ile imtihanını ve enflasyonist ortamda borsanın mantıklı olup olmadığını Vora için analiz ettik.
