Abone Ol ve Güncelle
Girişimcilik ve ilham hikayelerinden haberdar olun.
Yazar: VORA
Akşam eve geldiniz. Zihniniz, günün gerçekleriyle dolu: Durmayan ekonomik kaygılar, sokaktaki güvensizlik hissi, sosyal medyadaki bitmeyen siyasi polarizasyon ve o genel umutsuzluk hali. Modern hayat, özellikle Türkiye gündemi, bizi o kadar bunalttı ki, kolektif bir bıkmışlık yaşıyoruz. Ve tam bu tükenmişlik anında, yeni bir podcast veya güncel bir tartışma programı açmak, o bunaltıcı gündemin bir başka versiyonunu eve davet etmek gibi geliyor. Bu yüzden, milyonlarca insan gibi, siz de bir kaçış eylemi gerçekleştiriyorsunuz: 10 yıl önceki bir radyo programının arşivini açıyorsunuz. Hedefiniz Muzaffer Güsar, yani Muzo’nun Muzo ile Yastık Sohbetleri programı. Peki, neden 10-15 yıl önce kaydedilmiş bu programlar, bugünün…
Hepimiz aynı gemideyiz. Kadınlar ve erkekler, Z kuşağından Milenyallere, hepimiz gerçek aşkı arıyoruz. O filmlerdeki gibi, midemizde kelebekler uçuşturan, bizi tamamlayan o büyük duyguyu istiyoruz.
Cep telefonları, artık birer “cihaz” değil; onlar bizim “harici organlarımız”. Ancak bu yeni simbiyotik yaşamın bir “faturası” var. Ve bu fatura, sadece “göz yorgunluğu”ndan ibaret değil.
İstanbul Uluslararası Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali, 8. kez düzenleniyor. Palet Kültür Sanat ve Eğitim Derneği’nin etkinliği, 4-18 yaş arası gençleri Nisan 2026’da buluşturacak.
O, Netflix’te çerezlik bir içerik değil; o, edebi bir eserdir. Günün Geceye Borcu, sadece bir aşk hikayesi değildir. O, bir ülkenin (Cezayir) en sancılı dönemine, sömürgeciliğin görkemli ve acımasız yüzüne ve tek bir yanlış kararın bir ömre mal olan pişmanlığına adanmış bir ağıttır.
YouTube’a girip, Chand Sifarish veya Mere Haath Mein yazdığınızda, karşınıza çıkan o rakamlar, Türkiye’deki pek çok starın toplam izlenmesinden daha fazladır. Toplamda 1 milyardan fazla izlenen bu şarkı klipleri, 2006 yapımı tek bir filme ait: Fanaa. Peki, nasıl oluyor da Hindistan’da (Bollywood) üretilen yüzlerce Masala (karışık tür) filmin arasından Fanaa (Türkçe adıyla Aşkta Feda Olmak veya Yokolmak), 2025 yılında bile Türkiye dahil tüm dünyada Z kuşağının romantik kaçış filmi olmaya devam ediyor? Bu, basit bir nostalji değil. Bu, Aamir Khan ve Kajol gibi iki titandan beslenen; müzik, senaryo ve kültürel zamanlamanın kusursuz fırtınasını yaratan bir sinema olayıdır. Vora olarak, Hindistan’daki…
Modern psikoloji, bilişsel bilimler ve nöro-bilim, insan beyninin sırlarını fMRI (fonksiyonel MR) cihazlarıyla, veri ile çözdüğünü iddia ediyor. Bu yeni ve parlak bilimin karşısında, 19. yüzyıldan kalma, Viyanalı bir doktorun o mitolojik teorileri (Oedipus kompleksi, penis kıskançlığı, rüya yorumları) artık birer şarlatanlık veya en iyi ihtimalle tarihi eser gibi görünebilir. Ve tam da bu noktada, Sigmund Freud paradoksu başlar. Freud, bilimsel olarak yanlış olduğu iddia edilen, ancak kültürel olarak her gün haklı çıkan tek düşünürdür. Peki, Sigmund Freud alanında ne kadar önemli? O, sadece modası geçmiş bir teorisyen ise, yıllar sonra hangi konularda haklı çıktı? Türkiye’de gerçekten tanınıyor mu? Ve…
Hasta olmamızın nedeni soğuk hava değildir; virüslerdir (Rhinovirus, Influenza, Coronavirüsler). Soğuk hava ise, o virüslere davetiye çıkaran mükemmel bir zemin hazırlar. Neden?
Teknoloji dünyası, 50 yaş üstü CEO’ların geleneksel kurallarıyla değil, artık Z Kuşağı’nın yıkıcı ve korkusuz vizyonuyla şekilleniyor. Eğer bu yeni nesil devrimin bir poster çocuğu varsa, o da şüphesiz Mercor’un kurucu ortağı Brendan Foody’dir. Henüz 23 yaşında olan Foody, milyonlarca dolarlık bir şirketi yönetmenin ötesinde, Silikon Vadisi’nin en kutsal ve en bozuk sistemlerinden birini, yani işe alım sürecini kökten değiştiriyor. O’nun hikayesi, bir şans veya zengin miras hikayesi değil. Bu, özgeçmiş denilen o kâğıt parçasının ölümünü ilan eden ve beceriyi okulun önüne koyan bir teknoloji devriminin portresidir. 1. Bölüm: Bozuk Olanı Görmek (Frustrasyon ve Fikir) Brendan Foody’nin yolculuğu, her büyük…
Michael Jackson’ın 27 yaşındaki kızı, model-müzisyen Paris Jackson, TikTok’ta, milyonlarca takipçisine, “estetik” kaygıların çok ötesinde, “yaşamsal” bir itirafta bulundu.
