Yazar: VORA

2024’ün son çeyreğinde, küresel sinema sahnesi Hindistan’dan gelen bir “kasırga” ile sarsıldı. Bu kasırganın adı: “They Call Him OG” (Türkçe adıyla “Ona OG Derler”). Hint sineması denince aklınıza hâlâ sadece rengarenk danslar ve naif aşk hikayeleri (Bollywood) geliyorsa, “Güney”den, yani Telugu (Tollywood) endüstrisinden gelen bu “stilize şiddet” başyapıtı, tüm önyargılarınızı yıkmak için burada. Bu film Türkiye’deki sinemaseverler için neden hâlâ bu kadar “ilgi çekici”? Çünkü bu devasa Hint filmi, “efsanevi” gangsterinin hikayesinin en kilit anlarını, İstanbul’un kalbinde, Galata’nın ve Sultanahmet’in sokaklarında anlatıyor. Peki, “They Call Him OG” nasıl bir film? Sadece “aksiyon” mu vaat ediyor? İzlemeye değer mi? Hangi tarzı…

Devamını oku

Moda ve lüks dünyası, Türkiye’den gelen, “tarihi” olarak nitelendirilebilecek bir haberle çalkalanıyor: Küresel bir “ikon”, “süperstar” ve “pop kültürü imparatoru” olan Jennifer Lopez, Zen Pırlanta’nın yeni marka elçisi oldu. Bu, bir “ünlü iş birliğinden” çok daha fazlası. Bu, Türkiye’nin lüks pazarındaki “cam tavanı” kıran, “Marka Türkiye” algısı için “stratejik” bir “satranç hamlesi”. Peki, nasıl oldu da Avrupa’nın en büyük pırlanta üreticilerinden biri, rotasını J.Lo gibi “ulaşılmaz” görünen bir yıldıza çevirdi? Zen Pırlanta Türk markası mı? Kime ait? Ve en önemlisi, bu devasa anlaşma Türkiye açısından neden bu kadar “güzel bir gelişme”? Vora olarak, bu “parlak” hamlenin arkasındaki “merak edilen soruları”…

Devamını oku

Seda Sayan 7, Sezen Aksu 4, Mehmet Ali Erbil 5 evlilik… Ünlüler neden “yeniden denemekten” korkmuyor? Boşanmalar rekor kırarken ve bizler “tek bir” imzadan bile kaçarken, onların bu “seri evlilik” fenomeninin altındaki “adrenalin bağımlılığı”, “narsisizm” ve “kolay çıkış” psikolojisini Vora için masaya yatırdık.

Devamını oku

Toplum olarak sağlıklı yaşam ve bakım konularına hiç bu kadar odaklanmamıştık. İstanbul, İzmir, Ankara ve Antalya başta olmak üzere, her köşe başında “spa”, “hamam”, “masaj salonu”, “terapi merkezi” tabelalarına rastlarken, internet reklamlarında da “derin mutlu masaj”, “mutlu sonlu masaj salonu”, “özel spa masaj salonu” gibi internet reklamlarına şahit oluyoruz.

Devamını oku

Vefatının 87. yılına bir gün kala, Türkiye’nin kurucusunun portresi, paradokslarla dolu bir “görkem” ve “öfke” mozaiği sunmaya devam ediyor. Bir yanda, Atatürk’ü “20. yüzyılın dehası” olarak selamlayan bir dünya var. Winston Churchill’den John F. Kennedy’ye, hatta kanlı bıçaklı düşmanı Yunan Başbakanı Venizelos’a kadar (ki kendisini 1934’te Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermiştir), tüm küresel aktörlerin “saygısında” birleştiği bir “evrensel” figür. Diğer yanda ise, bu “evrensel” figüre karşı, kendi ülkesinin “içinden” gelen, nesiller boyu aktarılan, kemikleşmiş bir “nefret” var. Sizin de tespit ettiğiniz gibi, bu “radikal-muhafazakâr” kesimin Atatürk’e yönelttiği öfke; Hristiyanlara, Yahudilere veya Şii Müslümanlara yönelttikleri öfkeden çok daha “derin” ve “kişisel”dir.…

Devamını oku